Türk Siyaseti ve Perde Arkası !

Türkiye Cumhuriyeti Siyasi Partileri ve Politikaları

Eylül, 2008 için Arşiv

Yağcılıkta son nokta

Yazan: trsiyaset Eylül 27, 2008

R. Tayyip Erdoğan ve Edibe Sözen

AKP’nin Tanıtım ve Medya İşleri’nden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Edibe Sözen, bayram nedeniyle yayınladığı tebrikte ilginç ifadelere ve fotoğraflara yer verdi.İŞTE OLAY TEBRİK KARTI – FOTO GALERİ

 

Kişisel bir tebrik kartı olmasına rağmen Edibe Sözen’in ön yüzünde tam 30 tane Başbakan Erdoğan fotoğrafı kullanması dikkati çekti.
Kartın metin bölümünün yer aldığı arka yüzünde ise şu ifade yer alıyor:
“Ramazan Bayramınızı en kalbi duygularla tebrik eder, ülkemize ve milletimize huzur ve esenlikler getirmesini dilerim”

Sözen, geçen ay hazırladığı gençlerin korunması yasa taslağıyla kamuoyunda büyük tepki görmüştü. Kapatma davasıyla ilgili tartışmalar sona ermemişken “Okullara mescid” talep eden maddeleri bulunan bir taslağı gündeme getirmesine Başbakan Erdoğan‘ın tepki gösterdiği de kulislere yansımıştı.

Parti yönetiminde bile eleştiri oklarının hedefi haline gelen Sözen, bu gelişmelerin ardından bir süreliğine ABD‘ye gitmişti.

Uzun zamandır göz önüne çıkmayan Sözen’in içeriği ve tasarımıyla Başbakan Erdoğan‘a yakın durmaya çalışan bir tebrik kartı ile tekrar ortaya çıkması ilgi çekti.
Kişisel bir kartta 30 farklı Erdoğan fotoğrafının yer almasına anlam verilemezken, tebrik metninde Başbakan’ın konuşmalarında sürekli kullandığı ve artık onunla özdeşleşen “En kalbi duygularla” sözlerinin yer alması dikkati çekti.

Yazı kategorisi: Haber | Etiketler: , , | » yorum bırak;

Bu kadarı Vakit için bile fazla

Yazan: trsiyaset Eylül 27, 2008

‘Cumhuriyet’ten arıyoruz’ diyerek kandırdıkları eğitimcileri hedef gösterdilerCumhuriyet’in haberine göre, Haberleri sık sık tekzip edilen, iftira atmaktan çekinmeyen dinci Anadolu’da Vakit Gazetesi, son olarak basın meslek etiğini bir kez daha çiğneyerek eğitimcileri kandırdı. Vakit, Eğitim-Sen’in 3 şube başkanını Cumhuriyet adına arayarak demeçler aldı. Ertesi gün de bu demeçleri baştan sona çarpıtarak “Çocuklarımız bu kafaya emanet” başlığıyla manşete taşıdı.Yaşadıklarını Cumhuriyet’e anlatan Eğitim-Sen Ankara 3 No’lu Şube Başkanı Turan Yıldırım, cep telefonundan kendisine ulaşan Vakit muhabirinin kendisini Cumhuriyet muhabiri olarak tanıttığını söyledi. Telefondaki kişinin kendisine “Okullarda Türk Hava Kurumu’na (THK) fitre verilmemesi, kurumun zarflarının boş bir şekilde geri gönderilmesi için çalışmalar yapılıyor” dediğini ve bu konuda Vakit gazetesinde bir haber çıktığını söylediğini ifade eden Yıldırım, daha sonraki süreci şöyle anlattı:

“Ben de Vakit gazetesinin bir saygınlığının olmadığını, bu tür haberlerin sürekli gazetede yer aldığını söyledim. Bu hükümet döneminde bu tür çalışmaların arttığını, hükümetin kadrolaştığını, bizim de buna karşı mücadele ettiğimizi anlattım. Telefondaki kişi ısrarla boş zarf konusunu açtı, ben de fitre ve zekât yardımlarının THK’ye verilmesinin doğal olduğunu, çünkü bu kurumun resmi bir kurum olduğunu söyledim. Tarikatların ve cemaatlerin geçmişten beri insanların inançlarını sömürerek bağış topladıklarını ve bunları kendi amaçları doğrultusunda kullandıklarını, oysa THK’ye yapılan bağışların nereye gittiğinin bilindiğini anlattım. Daha sonra Cumhuriyet balolarından söz etti, işte ‘Bu şeriatçılar balolara da karşı çıkıyorlar. Oysa balolar modernleşmenin simgesi değil mi, Eğitim-Sen bunlarla neden mücadele etmiyor?’ diye sordu. Ben de bir şube başkanı olarak bu konuda bir karar veremeyeceğimi, ancak sendikanın bu tür konulardaki duruşunun bilindiğini söyledim.”

‘Cumhuriyet’te demeç bulamadık’

Bu görüşmeden bir gün sonra sendikaya gelen gazetelerden Cumhuriyet’i alarak demeçleriyle ilgili haberi aradığını, ancak bulamadığını anlatan Yıldırım, daha sonra Eğitim-Sen Genel Merkezi’nden gelen telefonla acı sürprizle karşılaştığını söyledi. Yıldırım, “Genel Merkez, Vakit gazetesinin manşetinde ‘Çocuklarımız bu kafaya emanet’ başlıklı bir haber olduğunu, haberde benimle birlikte İzmir 2 No’lu Şube Başkanı ve Mersin Şube başkanlarının da adının geçtiğini söyledi. Bunun üzerine Vakit gazetesini aldık ve şaşkınlık içerisinde okuduk” dedi.

Yıldırım, kendisiyle birlikte Mersin Şube Başkanı Ahmet Antmen ile İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Ercan Dumbak’ın da aynı tuzağa düşürüldüğünü söyledi. İki başkan da Yıldırım’ın ifadelerini doğruladı. Vakit gazetesinin manşetinde Uğur Bayer imzasıyla çıkan haberde, “Eğitim-Sen üyesi öğretmenlerin, gözünü zekât ve fitre paralarına diken THK ile işbirliği içerisinde olduklarını ve öğrencilere baskı yaptıklarını itiraf ettiler” ifadeleri yer aldı. Eğitim-Sen Ankara 3 No’lu Şube, yaşanan olayı bugün basın toplantısıyla protesto edecek. (Cumhuriyet)

Yazı kategorisi: Haber, Medya/Basın | Etiketler: , | » yorum bırak;

Vakıfbank Deniz Feneri’ne kredi verdi mi?

Yazan: trsiyaset Eylül 27, 2008

CHP Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Sevigen Deniz Feneri yolsuzluğu ile Vakıfbank ilişkisini ve AKP kadrolaşmasının “kamu kaynaklarının usulsüz kullanımındaki” payını Meclis gündemine taşıdı. CHP’li Sevigen konuyla ilgili olarak Başbakan Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına yazılı soru önergesi verdi.CHP’li Sevigen, soru önergesinde, Almanya’da sonuçlandırılan Deniz Feneri e.V davasının “halkın dini duygularını sömürerek inanç bezirgânlığı yapanların” gerçek yüzlerini ortaya çıkardığına işaret etti.

Basına yansıyan haberlere atıfta bulunan CHP’li Sevigen, “Dolandırıcılık ve kara para suçlarından hüküm verilen bir yargılama yaşanmıştır. Bu yargılama, hükümetiniz, ilişkiler ağı ve iktidarınızca yönetilen bazı kamu kuruluşlarıyla ilgili başka gerçekleri de bir kez daha gözler önüne sermiştir” dedi.

Soru önergesinde Deniz Feneri e.V davasında kamu bankası olan Vakıfbank’ın yapılan yargılamada adının çokça geçtiğine dikkat çeken CHP’li Sevigen, “Öte taraftan hükümetinizin Vakıfbank’a yönelik müdahale ve tasarrufları kamuoyunca kabul görmemiş ve hep tartışılmıştır. Sonuç olarak hükümetinizin tasarrufları Vakıfbank’ı böyle bir davanın ortasına düşürmüştür” dedi. Sevigen, önergesinde Başbakan Erdoğan’dan şu sorulara yanıt istedi:

“-Deniz Feneri e.V tarafından halkımızın dini duygularını sömürmek suretiyle toplanan yardım paralarının, dolandırıcılık yapılarak paravan Euro 7 GmbH şirketine aktarıldığı dava sürecinde ortaya çıkmıştır. Deniz Feneri e.V’nin paravan şirketi Euro 7 GmbH’ye kamu bankası olan Vakıfbank tarafından kredi verilmiş midir?

-Kamu bankaları Vakıfbank ve Halkbank’ın hükümetinize yakın şirketlerin taleplerini, özel bankalarca reddedilen kredi taleplerine daha önce de olumlu yanıt verdiği görülmüştür. Vakıfbank tarafından Deniz Feneri e.V’nin paravan şirketlerinden Euro 7 GmbH’ye kredi verilmesi de, Deniz Feneri e.V yöneticilerinin şahsınızla olan yakınlık ve hısımlık ilişkisinden mi kaynaklanmaktadır?

-Almanya Federal Bankacılık Denetleme Kurulu (BAFİN), soruşturma esnasında Alman polisinin Vakıfbank’tan istediği, Deniz Feneri e.V ile ilgili para hareketlerine ilişkin dökümlerde yüksek miktarlı para transferlerinin bildirilmediğini tespit etmiştir. Bu tespit doğru mudur? Doğruysa, Vakıfbank yöneticileri yüksek miktarlı para transferlerini bildirmeyerek gizleme yoluna neden gitmiştir?

-Deniz Feneri e.V’nin paravan şirketlerine kredi veren, dolandırıcılık-kara para gibi suçlar isnat edilen eylemlerdeki milyonlarca euroyu geçiren (aktaran) ve soruşturma sürecinde de Alman makamlarının istediği kritik bilgileri gizleyen Vakıfbank’ın yöneticileri hakkında ilgili kurumları harekete geçirmek suretiyle bir soruşturma başlatmayı düşünmüyor musunuz?

-Deniz Feneri e.V ile ilişkili paravan Euro 7 GmbH şirketine kredi veren Vakıfbank’ın Frankfurt Şubesi Müdürü Metin Özetçe’nin tayininin Almanya’daki dava başlamadan kısa bir süre önce Ankara’ya çıkarılması sadece bir tesadüf müdür? Bu dikkat çekici tayin işleminin asıl sebebi nedir?”

Yazı kategorisi: Haber | Etiketler: , , , | » yorum bırak;

Akman hakkında emir var!

Yazan: trsiyaset Eylül 26, 2008

“Gördüğünüz yerde tutuklayın!”

  

CHP MYK üyesi Ali Kılıç parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında ‘Deniz Feneri davasına’ ilişkin açıklamalarda bulundu.Davayı Kılıçdaroğlu ile birlikte Almanya’da yakından takip eden Ali Kılıç, “Dün genel başkanımız TBMM Başkanı Toptan’ı ziyaretinde ‘Almanya’dan RTÜK Başkanı ile ilgili tutuklama kararı çıkarsa bunu nasıl açıklarsınız?’ diye soru sormuştu. Bugün de bu sorunun yanıtını tekrar biz CHP olarak vereceğiz.

Baykal, Frankurt başsavcılığının hazırladığı iddianameyi NTV’nin bir canlı yayında Türk kamuoyunun bilgisine sunmuştu. Biz duruşmaları Almanya’da baştan sona izledik. Her aşamasına tanık olduk. Bilgileri derledik. Almanya’ya duruşmaları izlemek için her gittiğimizde RTÜK Başkanını da konuğumuz olarak davet ettik. Ne var ki, Akman tüm iddiaların asılsız olduğunu öne sürürek Almanya’ya gelmekten kaçtı.

Örneğin Deniz Feneri davası ile ilgili Türkiye’den siyasi baskı yok denildi ama Alman Büyükelçi’nin kriptolarına bunlar eklendi. Başbakanın ve Adalet Bakanının bizzat konu ile yakından ilgilendiğini gördük. Başbakan tanımıyorum dedi ama fotoğrafları çıktı. Başbakan 4 tane tutuklu kişiye sordu. Biz 3 kişi biliyorduk. Acaba 4. kişi Akman’mıydı?”
Akman’ın 2005 yılına kadar Almanya’da oturma izni ve vizesi bulunduğunu iddia eden Kılıç, Yabancılar Polisi Şubesinin ‘Zahid Akman’ı gördüğünüz yerde tutuklayın’ talimatı olduğunu belirterek, “Akman’ın Almanya’da görülmesi halinde tutuklanması talep edilmiştir. Soruyorum Akman bütün bu belgelere ne diyecek?

 

Bu yazıdan sonra şöyle bir yazı var 2007 tarihinde Frankurt Emniyet Genel Müdürlüğü ile ilgili nitelikli dolandırıcılık ve kara para aklama nedeniyle Akman’ın evinin aranması talep ediliyor. Akman’ın ‘Almanya’ya gidebiliyorum’ sözü doğru değildir. Aksini ispat etsin görelim. Biz fakirin fukarının hakkı teslim edilsin, Türk halkını kandıranlar hesap versin istiyoruz. Akman’ın yapması gereken bu çalışmalara katkı sunmaktır. Akmana’a bir de sadece gazetecilik yapmak şartı ile oturma izni veriliyor. Ama Akman’ın birçok şirkette yer aldığı görülüyor.”

 

 
 

 

 

 

Yazı kategorisi: Haber | Etiketler: , | » yorum bırak;

Gülen iftarında skandal!

Yazan: trsiyaset Eylül 26, 2008

Cumhurbaşkanı Gül, savaş suçlusu olarak yargılanması söz konusu olan Zimbabve Devlet Başkanı Mugabe ile aynı masaya oturtuldu

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Fethullah Gülen’e yakınlığıyla bilinen Türk Kültür Merkezi’nin ‘Turkish Cultural Center- TCC’ düzenlediği iftarda, savaş suçlusu olarak yargılanması söz konusu olan Zimbabve Devlet Başkanı Robert Mugabe ile aynı masaya oturtuldu.Bir süre önce sözde Ermeni Soykırımı tasarısının ateşli savunucularından Amerikalı milletvekili Carolyn Maloney’e ‘Zübeyde Hanım Ödülü’ verdiği için tepki çeken, Fethullah Gülen yanlısı Türk Kültür Merkezi, bu kez de diplomatik skandala yol açtı. TCC, Waldorf Astoria Oteli’nde düzenlediği 3′üncü yıllık dostluk yemeğine başkonuşmacı ve onur konuğu olarak katılan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü, savaş suçlusu olarak yargılanması söz konusu olan Zimbabve Devlet Başkanı Robert Mugabe ile aynı masaya oturttu. Daha önce TCC’nin yemeğine katılacakları bildirilen Bill ve Hillary Clinton yemeğe sinevizyon aracılığıyla mesaj gönderirken, bu yıl ki iftar yemeğinde Fethullah Gülen’in özel mesajının okunmaması dikkat çekti.

Yemeğe Abdullah Gül ve Robert Mugabe’nin yanı sıra Bosna- Hersek Devlet Başkanı Haris Silajdzic, Makedonya Cumhurbaşkanı Branko Crvenkovski, Tacikistan Devlet Başkanı İmamali Rahmanov ve bazı ülkelerin dışişleri bakanları katıldı. Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Hazineden Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Nabi Şensoy, Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçisi Baki İlkin’in de bulunduğu yemekte bir konuşma yapan Abdullah Gül, demokrasi, çoğulculuk, insan haklarına ve onuruna saygı, cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesi, hukukun üstünlüğünün yükseltilmesi gibi temel değerlerin uluslararası topluma rehber olmayı sürdürdüğünü belirtti. Türkiye’nin yer aldığı coğrafi konum nedeniyle değişik kültür ve uygarlıklar arasında köprü oluşturduğunu vurguladı.

Gul, iftar yemeği çıkışında ABD’nin Chicago kentinde yeni kurulan Türk televizyon kanalı BTV’ye başarılar diledi.

Yazı kategorisi: Haber | Etiketler: , , , , , , | » yorum bırak;

Ergenekon’da şok detay

Yazan: trsiyaset Eylül 26, 2008

 

Gözaltındaki Saçan, Danıştay kararıyla yeniden polis oldu

Adil Serdar Saçan’ın Danıştay kararıyla göreve iade edildiği, Ergenekon operasyonunda gözaltına alınmasa Niğde’de göreve başlayacağı açıklandı

Ergenekon soruşturmasının sekizinci dalgasında gözaltına alınan Tuncay Özkan, sağlık kontrolü için götürüldüğü hastanede, “Cehalet hiç bu kadar cüretkâr olmamıştı” diye bağırarak tepki gösterdi. Eski İstanbul Organize Suçlar Şube Müdürü Adil Serdar Saçan’ın Danıştay kararıyla göreve iade edildiği ve Ergenekon operasyonu kapsamında gözaltına alınmaması halinde Niğde Polis Okulu’nda önceki gün göreve başlayacağı açıklandı.

Önceki akşam Ergenekon operasyonu kapsamında aranan ‘Biz Kaç Kişiyiz Platformu üyesi Selim Utku Gümrükçü, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne gelerek teslim oldu.

‘Komik sadece komik’

Tuncay Özkan ile Gürbüz Çapan’ın da aralarında bulunduğu sekiz kişi ise dün sağlık kontrolünden geçirildi. Özkan, Çapan, Adnan Bulut ve Hüseyin Nazlıkul’un da aralarında bulunduğu sekiz kişi yaklaşık 45 dakika sağlık kontrolünün yapıldığı Küçükçekmece Adliyesi’nde kaldı. Girişte “Cehalet hiç bu kadar cüretkâr olmamıştı” diyen Özkan çıkışta da, “Bunlar komik, sadece komik” dedi. Çapan ise, ‘Neden gözaltına alındınız?’ şeklindeki soruya, “Bunu beni alanlara sorun, onlara sorun” şeklinde karşılık verdi. Zanlılar yine geniş güvenlik önlemleri altında Vatan Caddesi’nde bulunan Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.
Gözaltına alınan Biz Kaçkişiyiz Platformu İstanbul Başkanı ve Memleket Sevdalıları Derneği Genel Başkanı Murat Ağırel ve adli bilirkişi Mahir Akkar, emniyetteki işlemlerinin ardından dün İstanbul Adliyesi`ne sevk edildi. 12 kişinin işlemleri emniyette devam ediyor.

Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Adil Serdar Saçan, dün avukatı ve kardeşi Serkan Saçan’la görüştü. Serkan Saçan, işkence suçlamasıyla meslekten atılan ağabeyi hakkında Danıştay’ın görevinin iadesine karar verdiğini ve gözaltına alınmasaydı, geçen çarşamba Niğde Polis Okulu’nda göreve başlayacağını söyledi. Serkan Saçan, gözaltına alma kararında, Tuncay Özkan’da olduğu gibi ‘Ergenekon Terör örgütü üyeleri ile yakın bağlarının tespit edildiği’ yazıldığını anlattı. Serkan Saçan “Tuncay Güney’den çuvallar dolusu belge diye bir şey yok. Ancak bir çanta dolusu, o kadar belge alındı” dedi. (Radikal)

Yazı kategorisi: Haber | Etiketler: , , , | » yorum bırak;

Çocuklarınıza Akman’ı İzletmeyin !

Yazan: trsiyaset Eylül 25, 2008

Canlı yayında tapu hilesi!

RTÜK Başkanı Zahid Akman’ın NTV’de katıldığı programda “Armada’nın yüzde 3.3’ünü 41 bin YTL’ye aldık. İşte tapusu” diye gösterdiği belgenin Armada’ya değil, Armada 2’nin yapılacağı yandaki arsaya ait olduğu ortaya çıktı

Zahid Akman

70 milyonluk Türk halkı adına televizyon kanallarının halkı aldatmasını, çocukların TV yayınlarından zarar görmesini engellemekle görevli olan RTÜK’ün Başkanı Zahid Akman’ın katıldığı canlı yayında halkı aldattığı ortaya çıktı. Akman’ın NTV’deki canlı yayında “Armada’nın yüzde 3.3’ünü 41 bin YTL’ye aldık. İşte tapusu” diye gösterdiği tapunun, şu anda Armada Alışveriş Merkezi’nin bulunduğu arsanın değil, Armada 2’nin yapılacağı hemen yandaki 10 dönümlük bir arsaya ait tapunun olduğu anlaşıldı.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Haber | Etiketler: , , , , | » yorum bırak;

İki Soru Havada Kaldı !

Yazan: trsiyaset Eylül 25, 2008

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu ile AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, Meclis’te, Uğur Dündar yönetiminde kozlarını paylaştı. Kılıçdaroğlu, hayali ihracat ve uyuşturucu kaçakçılığı iddialarını, belgelerle ispatlamaya çalıştı

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu ile AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat arasındaki “tarihi düeollo” dün TBMM basın toplantı salonunda gerçekleşti. Gazeteci Uğur Dündar’ın hakemliğinde gerçekleşen ve 95 dakika süren tartışmada belgeler havada uçuştu. İşte tarihi görüşmeden akılda kalanlar:

İlk belge ihbar mektubu

Kılıçdaroğlu: Bu belge Başbakanlık Teftiş Kurulu’na yazılan ihbar dilekçesi. Dilekçenin altında ’saygılarımla, Dengir Mir Mehmet Fırat’ismi yazılı. Bu dilekçenin üçüncü maddesini okuyorum Adı geçen kontrolörün mesleğe giriş tarihindeki servet beyanıyla, bugünkü servet beyanı karşılaştırıldığında, izah edilemeyecek haksız bir varlığa sahip olduğu görünecektir. Bu dilekçe üzerine Başbakanlık Teftiş Kurulu, aynı olayı alıyor, Recep Tayyip Erdoğan onay veriyor. Müfettiş arkadaşın vardığı sonuç şu ’Müfettişliğimizce yapılacak işlem bulunmadığı, bu konuda müfettişliğimizce soruşturma yapılmasına gerek olmadığı kanısına varılmıştır.’

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Haber | Etiketler: , , , , , | » yorum bırak;

Alman savcı ve hakimden şok açıklamalar

Yazan: trsiyaset Eylül 25, 2008

Alman hakimi Dr. Jochen Müller

Deniz Feneri e.V. davasının Alman hakimi Dr. Jochen Müller ve Frankfurt Başsavcısı Doris Möller-Scheu, Deniz Feneri davasıyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Posta Gazetesi’nden Kamil Taylan’ın sorularını yanıtlayan Hakim Müller, dava sürecinde kendisini etkileyen 3 şeyin 3 sanığın da suçlarını itiraf etmeleri ve Deniz Feneri’nin muhasebecisi olan sanık Firdevsi Ermiş’in cesur ifadeleri olduğunu söyledi. Asıl suçluların Türkiye’de olduğunu söyleyen hakim Müller, ”Kararda asıl suçlular Türkiye’de dedik. Bununla Türkiye’deki Kanal 7′nin yöneticilerini kastediyoruz. Çünkü Almanya’da halktan bağış olarak toplanan paralar Türkiye’ye gönderiliyor ve orada Kanal 7′nin sorumlularına teslim ediliyordu” dedi.

Deniz Feneri’nin çıkar için kullanıldığının altını çizen Müller, Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman ile Zahid Akman’ın Deniz Feneri e.V.’nin kurduğu şirketlerde hissedar olduğunu ifade ederek, ”Daha doğrusu, Deniz Feneri’ni bir yerde kendi çıkarları için kullandılar. Zahid Akman RTÜK Başkanı olduktan sonra bu firmalardan adını sildirmiş” şeklinde konuştu.

İşte Müller’in çarpıcı açıklamaları:

- Mahkeme heyeti olarak şunu tespit ettik. Baş suçlu olarak bizden 5 yıl 10 ay hapis cezası alan Mehmet Gürhan’ın ardında birileri var. O bunların emirlerini, Almanya’da yerine getiriyordu. Yani bir yerde o kuklaydı. Bu kuklayı Kanal 7′nin Türkiye’deki sorumluları ve onların çevresi oynatıyordu.

- Deniz Feneri’nin resmi muhasebesiyle, gizli muhasebesi arasındaki farkı araştırdık. Arada en az 11.7 milyon Euro fark belirledik.

- Türkiye hükümeti diplomatik kanallar üzerinden bu davanın gelişimi ve aşamaları hakkında bilgi istedi.

ZAHİD AKMAN İÇİN 5 YIL İSTENEBİLİR

Davanın Başsavcısı Doris Möller-Scheu ise dolandırıcılık ve sahte iflas suçu işlenmiş olduğundan şüphe ettikleri OFWG’nin (Almanya’da kurulmuş konut yapı kooperatifi) eski yöneticileri hakkında soruşturma açtıklarını belirterek, ”Bu kişiler arasında RTÜK Başkanı Dr. Zahid Akman da bulunuyor. Kooperaifteki dolandırıcılık suçunu işlediği mahkemede kanıtlacak olanlara 5 yıla kadar hapis cezası verilebilir” diye konuştu.

İşte Frankfurt Başsavcısı’nın açıklamaları:

- Kooperatifin kayıtlarında Zahid akman sorumlu yönetici olarak gözüküyor. Haziran 2006′ya kadar bu görevi sürdürmüş. Bundan dolayı RTÜK Başkanı Akman, Deniz Feneri davasında olduğu gibi kooperatif davasında da zanlı. Zahid Akman Almanya’da olsaydı yahut bir gün gelirse tabii ki ifadesini almak için kendisine ricada bulunacağız.

- Deniz Feneri davasında bir çok kişi için soruşturma yürütülüyor. Biz sadece üçü hakkında dava açtık. Bu 3 kişinin ön tutukluluk süreleri uzamasın istedik. Bu, Deniz Feneri davasında soruşturmanın kapandığı anlamına gelmez.

- Deniz Feneri davasında suçlananlarla kooperatif davasında suçlananlar hep aynı kişiler. Bir de hem Deniz Feneri için hem de kooperatif için aynı televizyonda Kanal 7′de reklam yapılmış.

- Şimdiye dek hiçbir Türk makamı Deniz Feneri ya da kooperatif davasıyla ilgili olarak bize başvuruda bulunmadı. Türkiye’de savcılar bu belli kişiler hakkında bir soruşturma açarlarsa, tabii ki bizden bilgi alabilirler. Bu yöntem zaten uluslararası anlaşmalarla belirlenmiştir.

Yazı kategorisi: Haber, Yolsuzluk | Etiketler: , , , | » yorum bırak;

Büyük Düelloya Saatler Kaldı !

Yazan: trsiyaset Eylül 25, 2008

Kılıçdaroğlu ve Fırat

Büyük Düelloya Saatler Kaldı !

Bugün TBMM’de ve Siyasi tarihimizde bir ilk gerçekleşecek.. CHP Grup Başkanvekili Kılıçdaroğlu ile AKP Genel Başkan Yardımcısı Fırat, bugün saat 14.30 ‘da gazeteci Uğur Dündar hakemliğinde tartışacak.AKP’de ise tartışma konusu rahatsızlık yarattı.. Önce Cemil Çiçek, daha sonra Köksal Toptan, Kılıçdaroğlu ve Fırat’ın üstü kapalı olarak vazgeçmelerini diledi.

AKP Grup Başkanvekilleri Nihat Ergün, Mustafa Elitaş ve Bekir Bozdağ ise CHP, MHP ve DTP Grup Başkanvekillerini ziyaret etti. 6 yıldır uzlaşmadan uzak olan AKP, bu tartışma öncesi nedense ortamı yumuşatma çabası içerisine girdi.

Kılıçdaroğlu ile Fırat büyük tartışmadan yarım saat önce Meclis Başkanı Köksal Toptan’ın odasında olacaklar. Toptan’ın vazgeçmelerini dileyeceği düşünülüyor.

Bütün bu olanlar, AKP’deki panik halinin dışavurumu olarak değerlendiriliyor..

 

 

 http://www.dusunenturk.net

Yazı kategorisi: Haber | Etiketler: , , , | » yorum bırak;