Türk Siyaseti ve Perde Arkası !

Türkiye Cumhuriyeti Siyasi Partileri ve Politikaları

‘Türkiye Cumhuriyeti’ Kategorisi için Arşiv

Pardon !

Yazan: trsiyaset Şubat 7, 2009

Ve nihayet Hurşit Paşa da serbest !

Ancak nedense pek de sevinçli değiliz. Aslında gülelim mi üzülelim mi onu da bilemiyoruz.. Çünkü durum trajikomik bir hal aldı.

Devlete yıllarca hizmet etmiş, yaşı başı almış adamları aylarca cezaevine tıkılıyor. Aylar sonra delil yetersizliğinden serbest bırakılıyor.. Şu durumda, yargılanma durumu devam edecek. Peki ya suçsuz olduğu tamamen ispatlanırsa, o zaman ne olacak?

Bu şahıslar aylarca cezaevinde yattığına mı yansın, yoksa yıllarca devlete hizmet ettiği halde üzerlerine atılan pis çamura mı yansın?

Malum, ülkemizde gericilik hat safhada olduğu için, bu çamur at-izi kalsın operasyonları genelde amacına ulaşır. Siz bu vakitten sonra istediğinizi söyleyin, ülkede belli bir kesim var ki artık onları inandırmak mümkün değildir. Onlar için ergenekon = terör örgütüdür. Bu onlar için değişmez bir şeydir.

Hurşit Paşa’nın haberini izlerken aklıma Pardon filmi geldi.. Filmde de başkalarının suçu üstüne yıkılan ve bu sebepten yıllarca boş yere hapis yatan 3 insan vardı ve günü gelip serbest kaldıklarında, içlerinden birisi şu cümleyi sarfediyordu : “Eee adalet dediğiniz o kadar da adil bir şey değil demek ki!?”

Yanlış mı?

Ergenekon tutukluları temize çıktıklarında kime, nasıl dava açacak, nasıl hakkını arayacak? Üzerlerine düşen o çamuru nasıl temizleyecek?

Hiç düşündünüz mü?

Yazı kategorisi: Haber, Türkiye Cumhuriyeti | Etiketler: , | » yorum bırak;

30 Ağustos; Zafer Bayramı !

Yazan: trsiyaset Ağustos 30, 2008

30 Ağustos; Zafer Bayramı !

30 Ağustos

30 Ağustos

Bağımsızlığı elinden alınmaya çalışan bir ulusun emperyalizme karşı verdiği mücadele, 30 Ağustos ‘ta dünya tarihine altın harflerle kazınmıştır.Vatanı için gözünü kırpmadan canını ortaya koyan, şehit yahut gazi olan Atalarımızı rahmetle anıyoruz.. Gün, onlara borcumuzu ödeme günüdür !

İçinde bulunduğumuz zor günlerde, Türk Gençliğine düşen görev, tarihten ders çıkarmak ve emperyalizme karşı tekrar mücadele içerisine girmektir. Bunun için ise gerekli olan kuvvet, tarihimizde yüreklerimizdedir !

Bu kutlu günde, 86 yıl geçmesine rağmen bizleri gururlandıran Mustafa Kemal ATATÜRK ve kahraman Türk Ordusu’na şükranlarımızı sunar, tüm Türk Ulusu’nun Zafer Bayramı’nı kutlarız !

30 Ağustos’u bir de zaferin başkomutanının kaleminden okumakta fayda var :

“…Efendiler, 26/27 Ağustos günlerinde, yani iki gün içinde, düşmanın Karahisar’ın güneyinde 50 ve doğusunda 20,30 kilometre uzunluğundaki müstahkem cephelerini düşürdük. Yenilen düşman ordusunun bütün kuvvetlerini, 30 Ağustos’a kadar Aslıhanlar yöresinde kuşattık. 30 Ağustos’ta yaptığımız savaş sonunda düşmanın ana kuvvetlerini yok ettik ve esir aldık. Düşman ordusunun başkomutanlığını yapan General Trikopis de esirler arasına girdi. Demek ki, tasarladığımız kesin sonuç, beş günde alınmış oldu. 31 Ağustos 1922 günü ordularımız ana kuvvetleriyle İzmir’e doğru yol alırken diğer birlikleriyle de düşmanın Eskişehir’in kuzeyinde bulunan kuvvetlerini yenmek üzere ilerliyorlardı.Doğrudan doğruya bana gönderilen bir telsiz telgrafta da İzmir’deki İtilaf Devletleri konsoloslarına benimle görüşmelerde bulunma yetkisinin verildiği bildirilerek, onlarla hangi gün ve nerede buluşabileceğim soruluyordu. Buna verdiğim cevapta da 9 Eylül 1922’de Kemalpaşa’da görüşebileceğimizi bildirmiştim. Gerçekten de söz verdiğim gün, ben Kemalpaşa’da bulundum. Fakat görüşme isteyenler orada değildi. Çünkü ordularımız, İzmir Rıhtımında ilk verdiğim hedefe, Akdeniz’e ulaşmış bulunuyorlardı.

Saygıdeğer efendiler, Afyonkarahisar-Dumlupınar Meydan Muharebesini ve ondan sonra düşman ordusunu tamamiyle yok eden veya esir eden ve kılıç artıklarını Akdeniz’e, Marmara’ya döken harekatımızı açıklayıcı ve vasıflandırıcı söz söylemeyi gereksiz sayarım.

Her safhasıyla düşünülmüş, hazırlanmış, idare edilmiş ve zaferle sonuçlandırılmış olan bu harekat Türk ordusunun, Türk subay ve komuta heyetinin yüksek kudret ve kahramanlığını tarihe bir kere daha geçiren muazzam bir eserdir.

Bu eser, Türk milletinin hürriyet ve istiklal düşüncesinin ölümsüz bir abidesidir. Bu eseri yaratan bir milletin evladı, bir ordunun başkomutanı olduğumdan, mutluluk ve bahtiyarlığım sonsuzdur.”

Mustafa Kemal ATATÜRK

 

 http://www.dusunenturk.net

Yazı kategorisi: Türkiye Cumhuriyeti | Etiketler: , , , , , , , | » yorum bırak;

Büyük Taarruz

Yazan: trsiyaset Ağustos 27, 2008

Büyük Taarruz !

Büyük Taarruz

Büyük Taarruz

Seksen altı yıl evvel.. Tam bu gün !

Evet, Başkomutanlık Meydan Muharebesi ’nden söz ediyorum !

TBMM’nin Sevr adlı Hainlik Antlaşması’nı tanımaması ile işgali hızlandıran Yunanlar, Kütahya’ya kadar gelmiş ve Yunan Kralı burada Ankara’ya yürüme kararı çıkarmıştı.. Ancak unutulan bir güç vardı.. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ve O’nun dev ordusu; Türk Ordusu !

Mustafa Kemal Paşa 26 Ağustos 1922 ‘de Kurtuluş Savaşı’nın son hamlesi olan Büyük Taarruz’u başlattı!

Batı Cephesi’ndeki tüm subay ve erlere okunması için tarihe geçen o bildiriyi yayınladı :

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Orduları; Afyonkarahisar-Dumlupınar büyük meydan muharebesinde, zalim ve mağrur bir ordunun temel varlığını inanılmayacak kadar az bir zamanda yok ettiniz. Büyük ve seçkin ulusumuzun fedakarlıklarına layık olduğunuzu kanıtladınız. Sahibimiz olan büyük Türk ulusu geleceğine güvenmekte haklıdır. Savaş alanlarındaki başarı ve fedakarlıklarınızı yakından görüp izliyorum. Ulusumuzun size olan övgülerinin iletilmesine aracılık etme görevinin arkasını bırakmayacak, sürekli olarak yerine getireceğim. Ödüllendirme için Başkumandanlığa öneride bulunulmasını, Cephe kumandanlığına buyurdum. Bütün arkadaşlarımın, Anadolu’da daha başka meydan muharebeleri de verileceğini göz önünde bulundurarak ilerlemesini ve herkesin akıl gücünü ve yurtseverliğinin kaynaklarını kullanarak, yarışmayı bütün gücüyle sürdürmesini talep ederim. Ordular, İlk Hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!”

30 Ağustos 1922 ’de Zafertepe ’den bizzat yönettiği Büyük Taarruz’da Allıören, Keçiler, Kızıltaş Deresi yolunun iki yanındaki Yunan birlikleri hezimete uğratıldı.

Mustafa Kemal, hem kendi adını hem de Türk Milleti’nin adını Dünya tarihine bir kez daha altın harflerle yazdırmıştı ! Dediğim gibi; bu savaşın eşi benzeri yoktu ! Mustafa Kemal ve Ordusu 200 yıldır taarruz savaşı kazanamayan Türk halkını tekrar eski şanlı günlerine döndürmüştü.. Türk Milleti gerçek bir destan daha yazmıştı. Öyle ki; yıllarca unutulamayacak bir destandı.. Bugün büyük devletlerin, sinemasyon kahramanlıkları bile, bu büyük kahramanlık karşısında sönük durmakta..

Bir millet yeniden uyanıyordu !

Mustafa Kemal Atatürk Büyük Taarruz ile sadece askerlik ve bağımsızlık dersi vermekle kalmamış; insanlık dersi de vermiştir! Şöyle ki savaştan sonra şu sözleri dile getirmiştir :

“Bu manzara insanlık için utanç vericidir. Ama biz burada vatanımızı savunuyoruz. Sorumluluk bize ait değildir.”

Büyük Taarruz ’un kahramanlarının bizlere verdiği askeri, insani ve manevi dersler saymakla bitmez..

Albay Reşit Bey’in verdiği şeref dersi; Mustafa Kemal Paşa’nın ağzından :

“Bir taarruz gününde (27 Ağustos 1922) en sol kanatta 57. tümenimiz taarruz ederken, kuvvetlerini biraz birbirinden uzakça bulundurmuştu. Bu nedenle düşman üzerinde kalıcı bir etki yapamıyordu. O tümenin kumandanı Reşat Bey adında bir albaydı. Bu kişiyi çok eskiden tanıyordum ve beraber muharebe yapmıştık. Suriye’de çok muharebeler yaptık ve çok kıymetli bir askerdi. Şahsen bana çok güveni vardı. Telefonla sordum: ‘Niçin hedefinize (Çiyiltepe) hakim olamadınız?’ dedim. cevaben dedi ki; ‘Yarım saat sonra bu hedeflere varmış olacağız’. Halbuki yarım saat sonra bu hedefler elde edilememişti. Tekrar sorduğum zaman telefonda Reşat Bey’in son bir veda namesini okudular. Orada diyordu ki; ‘Yarım saat zarfında size o mevkileri almak için söz verdiğim halde, sözümü tutamamış olduğumdan dolayı yaşayamam’. 15 dakika sonra Çiyiltepe alınmış, ancak şehit komutan Albay Reşat Bey bu müstesna anı görememiştir. Ruhu şad olsun.”

Büyük Tarruz ’un, Mustafa Kemal’in ve Türk Ordusu’nun kısacası tarihimizin bize verdiği dersler çok fazla ve çok büyük. Bizler ise, tembel öğrenciler gibiyiz.. Mustafa Kemal Paşa’nın Gençliğe Hitabesi ’nde vurguladığı ‘en kötü hal’ bile çoktan gerçekleştiği halde, bir pasiflik içerisindeyiz. Bu pasiflik, bizlerin tarihimize ve atalarımıza karşı yaptığımız büyük bir saygısızlıktır! Bunu inkâr etmek ise yalancılıktır, duyarsızlıktır! İşgalci güçler 1900lü yılların başında silahlı güçlerle yapamadıklarını, bugün silahsız güçleri ile başarmaktalar.. Bizler içimizdeki bağımsızlık ve vatan aşkını sadece kelimelerimize sığdırmaya çalışmaktayız.. Kimimiz üzülüyor, kimimiz sinirleniyor. Peki kaçımız ders çıkarıp harekete geçiyor?

Ey Türk gençliği ! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti`ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet`i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK
20 Ekim 1927

Gençliğe Hitabe’yi okuyunuz, okutunuz.. Ama sadece bununla yetinmeyiniz. Ders çıkarınız.. Nitekim bu büyük milletin artık yeni kahramanlıklar yazma, yeni destanlara imza atma vakti gelmiştir !

Mustafa Kemal Paşa, Türk Milleti`nin büyük desteği ile defalarca kez `imkansız`ları başarmıştır! Bu imkansızlıklar; Türk Milleti`nin gücü karşısında erişilemez olmaktan çıkmıştır. Gazi Paşa bunu şöyle açıklar :

“Türk Evladı ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır. ”

Bu yüzden tarihimizi ve ecdadımızı tanıyalım; gençlerimize, çocuklarımıza iyice öğretelim !

İlk olarak ihtiyacımız olan yegane şey budur!

Çünkü artık Türk Ulusu’nun uykudan uyanma, yeni doğma vakti gelmiştir ! İkinci ‘Milli Mücadele’ dönemi başlamalıdır ve başlayacaktır da! Bu, Türk Milleti için kaçınılmazdır ! Çünkü, Türk Milleti bağımsızlığına hiçbir şeye düşkün olmadığı kadar düşkündür; bağımsızlık sevdalısıdır.

Ancak dediğim gibi, tembelliğimiz bizim uyanışımızın hep gecikmesine sebep olmuştur. Tarih boyunca bu; hep böyledir ve ne yazık ki gugün de aynısını tekrarlamaktayız..

Beklemedeyiz..

Peki ama neden !?

“Ahmak düşman İzmir’e gelmeseydi, belki bütün memleket gaflete dalmış kalırdı.”

Gazi Paşa bu sözleri ile dönemin şartlarını tarif ediyordu. Peki bizler neyi bekliyoruz? Ahmak düşmanın Güneydoğu’ya gelmesini mi?

Neden dahili ve harici düşmanların ülke içerisinde tamamen hakimiyetini görmeden harekete geçme isteğimiz olmuyor?

Hayır ! Bu sefer hayır !..

Düşman bu toprağa adımını atmadan harekete geçeceğiz!..

Çünkü yıl 2008, yaşadığımız ülke Türkiye Cumhuriyeti, ordumuz Türk Silahlı Kuvvetleri ve milletimiz Türk Milleti !

Milli Mücadele için gereken her şeye sahip bir millet daha fazla bekleyemez; beklememeli !

Artık Parola : “Ya İstiklal ya ölüm !”

“Temel ilke, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu ilke, ancak tam istiklâle sahip olmakla gerçekleştirilebilir. Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun, istiklâlden yoksun bir millet, medenî insanlık dünyası karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık görülemez.

Yabancı bir devletin koruyup kollayıcılığını kabul etmek, insanlık vasıflarından yoksunluğu, güçsüzlük ve miskinliği itiraftan başka bir şey değildir. Gerçekten de bu seviyesizliğe düşmemiş olanların, isteyerek başlarına bir yabancı efendi getirmelerine asla ihtimal verilemez.

Halbuki, Türk`ün haysiyeti, gururu ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir!..

O halde, ya istiklâl ya ölüm!”

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

 

Yazı kategorisi: Mustafa Kemal ATATÜRK, Türkiye Cumhuriyeti | Etiketler: , , , , , , | » yorum bırak;