Türk Siyaseti ve Perde Arkası !

Türkiye Cumhuriyeti Siyasi Partileri ve Politikaları

Mesajlar Etiketlendi ‘Deniz Feneri’

Vakıfbank Deniz Feneri’ne kredi verdi mi?

Yazan: trsiyaset Eylül 27, 2008

CHP Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Sevigen Deniz Feneri yolsuzluğu ile Vakıfbank ilişkisini ve AKP kadrolaşmasının “kamu kaynaklarının usulsüz kullanımındaki” payını Meclis gündemine taşıdı. CHP’li Sevigen konuyla ilgili olarak Başbakan Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına yazılı soru önergesi verdi.CHP’li Sevigen, soru önergesinde, Almanya’da sonuçlandırılan Deniz Feneri e.V davasının “halkın dini duygularını sömürerek inanç bezirgânlığı yapanların” gerçek yüzlerini ortaya çıkardığına işaret etti.

Basına yansıyan haberlere atıfta bulunan CHP’li Sevigen, “Dolandırıcılık ve kara para suçlarından hüküm verilen bir yargılama yaşanmıştır. Bu yargılama, hükümetiniz, ilişkiler ağı ve iktidarınızca yönetilen bazı kamu kuruluşlarıyla ilgili başka gerçekleri de bir kez daha gözler önüne sermiştir” dedi.

Soru önergesinde Deniz Feneri e.V davasında kamu bankası olan Vakıfbank’ın yapılan yargılamada adının çokça geçtiğine dikkat çeken CHP’li Sevigen, “Öte taraftan hükümetinizin Vakıfbank’a yönelik müdahale ve tasarrufları kamuoyunca kabul görmemiş ve hep tartışılmıştır. Sonuç olarak hükümetinizin tasarrufları Vakıfbank’ı böyle bir davanın ortasına düşürmüştür” dedi. Sevigen, önergesinde Başbakan Erdoğan’dan şu sorulara yanıt istedi:

“-Deniz Feneri e.V tarafından halkımızın dini duygularını sömürmek suretiyle toplanan yardım paralarının, dolandırıcılık yapılarak paravan Euro 7 GmbH şirketine aktarıldığı dava sürecinde ortaya çıkmıştır. Deniz Feneri e.V’nin paravan şirketi Euro 7 GmbH’ye kamu bankası olan Vakıfbank tarafından kredi verilmiş midir?

-Kamu bankaları Vakıfbank ve Halkbank’ın hükümetinize yakın şirketlerin taleplerini, özel bankalarca reddedilen kredi taleplerine daha önce de olumlu yanıt verdiği görülmüştür. Vakıfbank tarafından Deniz Feneri e.V’nin paravan şirketlerinden Euro 7 GmbH’ye kredi verilmesi de, Deniz Feneri e.V yöneticilerinin şahsınızla olan yakınlık ve hısımlık ilişkisinden mi kaynaklanmaktadır?

-Almanya Federal Bankacılık Denetleme Kurulu (BAFİN), soruşturma esnasında Alman polisinin Vakıfbank’tan istediği, Deniz Feneri e.V ile ilgili para hareketlerine ilişkin dökümlerde yüksek miktarlı para transferlerinin bildirilmediğini tespit etmiştir. Bu tespit doğru mudur? Doğruysa, Vakıfbank yöneticileri yüksek miktarlı para transferlerini bildirmeyerek gizleme yoluna neden gitmiştir?

-Deniz Feneri e.V’nin paravan şirketlerine kredi veren, dolandırıcılık-kara para gibi suçlar isnat edilen eylemlerdeki milyonlarca euroyu geçiren (aktaran) ve soruşturma sürecinde de Alman makamlarının istediği kritik bilgileri gizleyen Vakıfbank’ın yöneticileri hakkında ilgili kurumları harekete geçirmek suretiyle bir soruşturma başlatmayı düşünmüyor musunuz?

-Deniz Feneri e.V ile ilişkili paravan Euro 7 GmbH şirketine kredi veren Vakıfbank’ın Frankfurt Şubesi Müdürü Metin Özetçe’nin tayininin Almanya’daki dava başlamadan kısa bir süre önce Ankara’ya çıkarılması sadece bir tesadüf müdür? Bu dikkat çekici tayin işleminin asıl sebebi nedir?”

Yazı kategorisi: Haber | Etiketler: , , , | » yorum bırak;

Alman savcı ve hakimden şok açıklamalar

Yazan: trsiyaset Eylül 25, 2008

Alman hakimi Dr. Jochen Müller

Deniz Feneri e.V. davasının Alman hakimi Dr. Jochen Müller ve Frankfurt Başsavcısı Doris Möller-Scheu, Deniz Feneri davasıyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Posta Gazetesi’nden Kamil Taylan’ın sorularını yanıtlayan Hakim Müller, dava sürecinde kendisini etkileyen 3 şeyin 3 sanığın da suçlarını itiraf etmeleri ve Deniz Feneri’nin muhasebecisi olan sanık Firdevsi Ermiş’in cesur ifadeleri olduğunu söyledi. Asıl suçluların Türkiye’de olduğunu söyleyen hakim Müller, ”Kararda asıl suçlular Türkiye’de dedik. Bununla Türkiye’deki Kanal 7′nin yöneticilerini kastediyoruz. Çünkü Almanya’da halktan bağış olarak toplanan paralar Türkiye’ye gönderiliyor ve orada Kanal 7′nin sorumlularına teslim ediliyordu” dedi.

Deniz Feneri’nin çıkar için kullanıldığının altını çizen Müller, Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman ile Zahid Akman’ın Deniz Feneri e.V.’nin kurduğu şirketlerde hissedar olduğunu ifade ederek, ”Daha doğrusu, Deniz Feneri’ni bir yerde kendi çıkarları için kullandılar. Zahid Akman RTÜK Başkanı olduktan sonra bu firmalardan adını sildirmiş” şeklinde konuştu.

İşte Müller’in çarpıcı açıklamaları:

- Mahkeme heyeti olarak şunu tespit ettik. Baş suçlu olarak bizden 5 yıl 10 ay hapis cezası alan Mehmet Gürhan’ın ardında birileri var. O bunların emirlerini, Almanya’da yerine getiriyordu. Yani bir yerde o kuklaydı. Bu kuklayı Kanal 7′nin Türkiye’deki sorumluları ve onların çevresi oynatıyordu.

- Deniz Feneri’nin resmi muhasebesiyle, gizli muhasebesi arasındaki farkı araştırdık. Arada en az 11.7 milyon Euro fark belirledik.

- Türkiye hükümeti diplomatik kanallar üzerinden bu davanın gelişimi ve aşamaları hakkında bilgi istedi.

ZAHİD AKMAN İÇİN 5 YIL İSTENEBİLİR

Davanın Başsavcısı Doris Möller-Scheu ise dolandırıcılık ve sahte iflas suçu işlenmiş olduğundan şüphe ettikleri OFWG’nin (Almanya’da kurulmuş konut yapı kooperatifi) eski yöneticileri hakkında soruşturma açtıklarını belirterek, ”Bu kişiler arasında RTÜK Başkanı Dr. Zahid Akman da bulunuyor. Kooperaifteki dolandırıcılık suçunu işlediği mahkemede kanıtlacak olanlara 5 yıla kadar hapis cezası verilebilir” diye konuştu.

İşte Frankfurt Başsavcısı’nın açıklamaları:

- Kooperatifin kayıtlarında Zahid akman sorumlu yönetici olarak gözüküyor. Haziran 2006′ya kadar bu görevi sürdürmüş. Bundan dolayı RTÜK Başkanı Akman, Deniz Feneri davasında olduğu gibi kooperatif davasında da zanlı. Zahid Akman Almanya’da olsaydı yahut bir gün gelirse tabii ki ifadesini almak için kendisine ricada bulunacağız.

- Deniz Feneri davasında bir çok kişi için soruşturma yürütülüyor. Biz sadece üçü hakkında dava açtık. Bu 3 kişinin ön tutukluluk süreleri uzamasın istedik. Bu, Deniz Feneri davasında soruşturmanın kapandığı anlamına gelmez.

- Deniz Feneri davasında suçlananlarla kooperatif davasında suçlananlar hep aynı kişiler. Bir de hem Deniz Feneri için hem de kooperatif için aynı televizyonda Kanal 7′de reklam yapılmış.

- Şimdiye dek hiçbir Türk makamı Deniz Feneri ya da kooperatif davasıyla ilgili olarak bize başvuruda bulunmadı. Türkiye’de savcılar bu belli kişiler hakkında bir soruşturma açarlarsa, tabii ki bizden bilgi alabilirler. Bu yöntem zaten uluslararası anlaşmalarla belirlenmiştir.

Yazı kategorisi: Haber, Yolsuzluk | Etiketler: , , , | » yorum bırak;

Kanal 7 Ekibinin İlginç Operasyonu !

Yazan: trsiyaset Eylül 25, 2008

Fener’in Türkiye bağları tek tek BUHARLAŞMIŞ!

Karaman ve Akman
VATAN, ’Sahte Vekaletnameli’ hisse devrinden sonra Almanya’daki Deniz Feneri davasında adı geçen Kanal 7 bağlantılı iki şirketin daha ’el konulur’ endişesiyle çalışanlara devredildiğini ortaya çıkardı… Deniz Feneri’ne ’tekstil’faturaları kesen Aktif Barter ile gemi alınımında 750 bin euro gönderilen Renklam Limited şirketi artık çalışanların…Deniz Feneri e.V. soruşturması için 25 Nisan 2007’de Frankfurt’ta çok sayıda ev ve işyerini basan Alman polisi, o gün önemli belgeler elde etti. Savcılık derneğin kurucu başkanı ve Kanal 7 Almanya’nın başındaki isim Mehmet Gürhan’ın tüm mal varlığına el koydu. Bu şirketlerin ortakları olan Kanal 7 Yönetim kurulu Başkanı Zekeriya Karaman, yöneticiler Mustafa Çelik, İsmail Karahan ve Zahid Akman’ın Türkiye’deki izlerini de süren Alman savcılığı para trafiğinde yer alan üç şirketi mercek altına aldı. İşte o üç şirket ve VATAN’IN ortaya çıkardığı ’Kanal 7 kökenli’ ekibin ilginç operasyonları:

1)-HALİÇ LTD:

Atlas 1 adlı geminin alımında Deniz Feneri’nden 400 bin Euro’nun gönderildiği öne sürülen Haliç Deniz Taşımacılığı ve Turizm LTD şirketi bir süre Eyüp’te faaliyet gösterdi. Adresi Eyüp Bulvarı No:40/B idi. Şirket Mustafa Çelik, İsmail Karahan ve Mehmet Gürhan’ın ortaklığıyla 15 Mart 2006’da kurulmuştu.

OPERASYON: Gürhan 25 Nİsan 2007’de cezaevine girince, VATAN’ın ortaya çıkardığı ’sahte vekaletname’devreye girdi. 21 Mayıs 2007’de yani Gürhan cezaevindeyken Zekeriya Karaman sahte belgeyle 21 Mayıs 2007’de Gürhan’ın hisselerini İsmail Karahan’a devretti. Böylece ilk şirket, Alman takibinden kaçırıldı.

2)AKTİF BARTER:

Almanya’daki iddianamede bu şirketin adı, Deniz Feneri’ne ’naylon faturalar’ kesen firma olarak yer alıyordu. İddianameye göre şirketin kurucuları Beyaz İletişim Limited ile Zekeriya Karaman, İsmail Karahan, Mustafa Çelik ve Aykut Zahid Akman’dı. İddianemede, “Firma, eşya yardımı için Textil ürünleri vermiş. Bilinmeyen şey ise, bu textil ürünlerinin nereye gönderildiğidir. ”

OPERASYON: Haliç Denizcilik’e ait adreste gözüken şirketin tabelası 20 gün öncesine kadar binada asılıydı. Ancak ticari adıyla Barter Aktiv, 2007 yılı Kasım ayında daha önce yine şirket müdürü olan Nilüfer Şimşek’e satıldı. Şimşek, ortakları İsmail Tezcan ve Cafer Tezcan’la birlikte şirketi eski patronlarından satın aldı. Şimşek VATAN’a yaptığı açıklamada şirketi 6 Şubat 2008’de şirketi Kar İş Merkezi’ne taşıdığını belirterek “Benim yönetici olarak çalıştığım dönem Barter Aktiv o adresteydi. Benden önce de şirketin yeri orasıymış. Ancak Haliç Denizcilik diye bir şirket hiç hatırlamıyorum” dedi.

3-RENKLAM A.Ş:

İddinamede Atlas-1 adlı geminin alımında önemli rol oynadığı belirtilen bu şirketin tam adı:Renklam Medya İletişim ve Ticaret Limited Şirketi.Zahit Akman, Zekeriya Karaman ve İsmail Karahan şirketi 10 Nisan 1997’de kurdu.

Deniz Feneri e.V soruşturmasında Euro 7’nin yetkilisi Şahin Küsmüş, Renklam’ın rolünü polise anlatırken: “Renklam Şirketi bana Türkiye’deki Kanal 7 için çalışan bir reklam acentesi olarak tanıtıldı. 250 bin euro ya da 500 bin euro hesap hareketlerinden yola çıkılarak bu bedelin Renklam’a avans olarak verildiği sonucu çıkmaktadır.”

OPERASYON: Akman RTÜK Başkanı seçildikten 12 gün sonra 27 Temmuz 2005’te hisselerini İsmail Karahan’a devretti. O tarihte henüz Almanya’da operasyon yoktu. Zekeriya Karaman ile İsmail Karahan ise, operasyondan 4 ay sonra 21 Ağustos 2007’de şirketteki hisselerini devretti. Kime mi? Şirkette yönetici olarak çalışan Yunus Güngör ve Mehmet Akif Çeç patronlarının hisselerini üzerlerine aldılar.

Haliç Denizcilik’in telefonlarını çevirdiğinizde karşınıza Renklam Medya çıkıyor. Adresler birbirine çok yakın ya da aynı. Haliç Denizcilik Taşımacılık ve Turizm Ltd. Şirketi İstanbul Ticaret Odası (İTO) kayıtlarında faal gözüküyor. Ancak şirket adresine gittimizde karşımıza Fuzul Otomotiv ofisi çıktı. Fuzul Otomotiv yetkilileri 2 ay önce buraya taşındıklarını, geldiklerinde üst katın boş olduğunu söylediler. 3 Eylül günü gittimizde görüntülediğimiz Barter Aktiv tabelasının yerinde ise artık Fuzul yazıyor.

 

 

Yazı kategorisi: Haber, Medya/Basın | Etiketler: , , | » yorum bırak;

İstanbul 10. Noterliği’ne ikinci soruşturma

Yazan: trsiyaset Eylül 24, 2008

Adalet Bakanlığı da İstanbul 10. noteri hakkında soruşturma başlattı.

Adalet Bakanlığı, Deniz Feneri davasında ceza alan Mehmet Gürhan’ın, “yurt dışında tutuklu bulunduğu dönemde” Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman’a “genel vekaletname” verdiği iddiaları üzerine, vekaletnamenin düzenlendiği İstanbul 10. Noterliği hakkında soruşturma başlattı.

Hürriyet

Yazı kategorisi: Haber | Etiketler: , , , , , | » yorum bırak;

Leman’dan günün çizgisi ; Başbakan ve Deniz Feneri!

Yazan: trsiyaset Eylül 24, 2008

 

Yazı kategorisi: Mizah | Etiketler: , , | » yorum bırak;

Fener’den Erdoğan’a büyük darbe

Yazan: trsiyaset Eylül 24, 2008

Recep Tayyip Erdoğan

Erdoğan son altı yıldır hep en güvenilir lider seçiliyordu

Son altı yıldır yapılan araştırmalarda halk tarafından en güvenilir lider olarak görülen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Deniz Feneri ve Aydın Doğan kavgası nedeniyle güven kaybına uğradı. Erdoğan-Doğan kavgasında Başbakan Erdoğan’a inananların oranı yüzde 23.9’da kalırken, Erdoğan’ın Deniz Feneri yolsuzluğu içinde olduğuna inananların oranı ise yüzde 47.8 oldu.Political Researcher Strateji Geliştirme Merkezi’nin Eylül ayı içinde yaptığı “Toplumun Medya-Siyaset İlişkilerine Bakışı ve Yerel Yönetimler Araştırması” AKP hükümetinin ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a olan güvenin önemli ölçüde azaldığını gösterdi. 16 Büyükşehir Belediyesi ve 23 metropol ilçede yapılan araştırmaya 2 bin 420’si kadın, 2 bin 448’i erkek toplam 4 bin 868 kişi katıldı.

TÜRK HALKI DENİZ FENERİ DERNEĞİNİN YOLSUZLUK YAPTIĞINA İNANIYOR

Ankete göre, Türk halkının yüzde 78.3 gibi büyük bir oranı Deniz Feneri e.V’de yolsuzluk yapıldığı iddialarının doğru olduğuna inanıyor. Yolsuzluk yapıldığına inanmayanların oranı yüzde 10.1 olurken, konu ile ilgili fikri olmayanların oranı yüzde 11.6’yı buldu.

Ankette, Almanya’daki Deniz Feneri e.V için öne sürülen yolsuzluk olaylarına Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da dahil olabileceğine inananların oranı ise yüzde 47.8 olurken, yüzde 34.4’ü ise inanmadığını söyledi. Bu konu ile ilgili fikir beyan etmeyenlerin oranı ise yüzde 17.8 oldu.

DENİZ FENERİ, AKP’YE YARAMADI

Deniz Feneri yolsuzlukları karşısında AKP hükümetinin konuya bakış açısı sonrasında ise hükümetin yolsuzlukların üzerine gittiğine ilişkin kanı da ortadan kalktı. Ankette, “Adalet ve Kalkınma Partisinin Yolsuzlukların üzerine gittiğine inanıyor musunuz?” sorusuna, ankete katılanların yüzde 64.9 gibi büyük bir kısmı “hayır inanmıyorum” yanıtını verdi. AKP’nin yolsuzlukların üzerine gittiğine inananların oranı ise yüzde 21.3’te kaldı.

BAŞBAKAN-DOĞAN MEDYA DÜELLOSU ERDOĞAN’A YARAMADI

Anketin önemli sonuçlarından biri de Aydın Doğan ve Başbakan Erdoğan arasındaki tartışma ile ilgili. Ankete göre halkın yüzde 25.7’si tartışmada Aydın Doğan’ı haklı olarak görürken, yüzde 23.9’u Başbakan Erdoğan’ı haklı görüyor. Her ikisini de haksız gören ise yüzde 40.3 gibi yüksek bir oran oldu.

AKP KENDİ ZENGİNİNİ YARATIYOR

Ankette, AKP’nin kendi zenginlerini yaratma çabası içinde olduğuna inananların oranı ise yüzde 57.5’i bulurken, inanmayanların oranı yüzde 24.8’de kaldı.

Anket ile toplumun iktidar partisinin yolsuzlukların üzerine gitmediğini, kendi zenginlerini yarattığını ve dolayısıyla kendi taraftarlarına imtiyazlar sağladığını düşündüğü açıkça ortaya çıktı. Başbakan’ın, sert söylemlerinin yolsuzluklarla ilgili haber yapacak diğer medya mensuplarını korkutacağını ve medyanın asli görevi olan siyaseti izleme işini yapamayacak hale gelmesine sebep olacağını düşünenlerin oranı da çok yükseldi.

TÜRKİYE’NİN GÜNDEMİ DENİZ FENERİ

Ankete göre, Türkiye’nin son dönemdeki en önemli olayı yüzde 29.9 ile Deniz Feneri yolsuzluğu olarak ortaya çıkarken, ikinci sırada ise yüzde 24.1 ile “medya-Başbakan tartışması” oldu. Bu iki olayı yüzde 9.3 ile Rus-Gürcü savaşı, yüzde 7.2 ile Cumhurbaşkanı Gül’ün Erivan gezisi, yüzde 6.9 ile de diğer yolsuzluk iddiaları takip etti.

 

Yazı kategorisi: Haber, Yolsuzluk | Etiketler: , , , , , | » yorum bırak;

Akman’ın Yalanları !

Yazan: trsiyaset Eylül 24, 2008

RTÜK Başkanı Zahid Akman

RTÜK Başkanı Zahid Akman’ın, Deniz Feneri e.V. davası ile OFWG kooperatifindeki yolsuzluk soruşturması kapsamında yaptığı açıklamaların gerçeği yansıtmadığı pek çok kez ortaya çıktı. Bu süreçte Akman’ın yaptığı açıklamalar ve sonradan ortaya çıkan ’Gerçekler’ şöyle:

AKMAN: Bakın size tapuyu getirdim, Hayat Yapı Ticaret ve Yatırım Şirketi, 2003’te Armada’nın yüzde 3.3’ü için 41 bin 416 YTL ödedi. Burada 2003 yılında alındığı gözüküyor. Şimdi burada değer olarak 41 milyar lira civarında bir rakam var. Bu kendi yatırımımla yaptığım bir çalışmadır.

GERÇEK Akman, NTV’deki bu sözlerin üzerinden 24 saat geçmeden avukatı Ali Yıldız aracılığıyla kendini düzeltmek zorunda kaldı. Yıldız yaptığı açıklamada, Armada hisseleri için 41 bin değil 905 bin 597 YTL ödediğini duyurdu. Akman böylece bir günde kendi sözlerinden tam 864 bin YTL’lik geri adım atmış oldu.

AKMAN: Deniz Feneri e.V. iddianamesinde hiç adım geçmiyor.

GERÇEK Akman’ın adı iddianamede 37 yerde geçiyor. Bu ortaya çıkınca Akman, 3 Eylül’deki basın toplantısında iddianamede adının geçtiğini kabul ediyor. Akman, kendini, “Herhangi bir iddianamede, herhangi bir kişinin isminin zikrediliyor olması, o kişinin suçlu olduğu anlamına gelmez. Ergenekon bunun en canlı örneğidir” sözleriyle savunuyor.

AKMAN: 3.5 yıldır yurt içinde ve dışında hiçbir ticari faaliyetim yok. RTÜK Başkanı olduktan 4.5 ay sonra bütün ticari faaliyetlerime son verdim.

GERÇEK Akman, 17 Temmuz 2005’te RTÜK Başkanı seçildi. İddianamede yer alan kayıtlara göre ise Akman, European Consulting&Marketing GmbH (Yeni Şafak Europa GmbH) Sorumlu Genel Müdürlüğü’nü, 24 Ağustos 2006’ya kadar sürdürdü. Akman’ın, Armada’ya da ortak olan Hayat Yapı Ticaret ve Yatırım Limited Şirketi’nde de halen hissedar olduğu ortaya çıktı.

AKMAN: Binanızdan gelir elde etmeniz ticaret değildir.

GERÇEKEğer evinizi kiraya vererek gelir elde ederseniz, bu gayrimenkul sermaya iradı sayılır. Ancak bir şirket bünyesinde işyerlerinizi kiraya vererek elde ettiğiniz kazanç, “ticari kazanç”, yaptığınız faaliyet de “ticari faaliyet”tir. Bu nedenle Armada’daki işyerleri şirket yoluyla kira verildiğinden ticari kazanç elde edilmektedir. Bu gelir kurumlar vergisine tabidir.

AKMAN: Almanya’daki OFWG kooperatifinin fahri üyesiyim.

GERÇEK Almanya’daki kooperatifte kurucu ve yönetim kurulu üyesi olduğu Almanya’da ortaya çıkan belgelerle belirlendi.

AKMAN: Hakkımda Almanya’da açılmış hiçbir soruşturma ve kovuşturma yoktur.

GERÇEK Kooperatif soruşturmasında Frankfurt Sulh Ceza Mahkemesi’nin kararıyla, “dolandırıcılık ve kara para aklama” iddiasıyla 25 Nisan 2007’de Akman’ın Almanya’daki evinde arama yapıldı.

AKMAN: Başbakan arkamda.

GERÇEK AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, Habertürk’te “Sayın Başbakan’ın, Akman’a ’ben senin arkandayım’ dediğini zannetmiyorum” diyerek Akman’ı yalanladı.

Yazı kategorisi: Haber | Etiketler: , , , , | » yorum bırak;

Kılıçdaroğlu Durmuyor !

Yazan: trsiyaset Eylül 22, 2008

Kemal Kılıçdaroğlu


CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Almanya’daki Deniz Feneri davasında ceza alan Mehmet Gürhan’ın, Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman’ı, “Türkiye’deki işlerinde vekil tayin ettiğine ilişkin” 2007 tarihli noter belgesini açıkladı.

Kılıçdaroğlu, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, partisinin Şişli İlçe Kongresinde dile getirdiği “3Y (yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla mücadele) söylemine” artık vatandaşın itibar etmediğini iddia etti.
“Yolsuzlukla mücadele edeyim derken, AKP ve Sayın Başbakan bugün yolsuzluk yapanların en büyük hamisi durumuna gelmiş durumda” diyen Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
“Almanya tarihinin en büyük nitelikli dolandırıcılık davasının Türkiye’deki faili olarak mahkeme kararına geçen kişi, bugün RTÜK’ün başında ve Sayın Recep Tayip Erdoğan’ın koruması altında. Sayın Başbakana sormak isterim: Almanya’daki dolandırıcılık davasının Türkiye ayağını oluşturan kişilerden birisi olarak, adı defalarca geçen kişiyi, RTÜK Başkanı olarak görmeyi nasıl içinize sindiriyorsunuz? Bu anlayışınızı, yolsuzlukla mücadele söyleminin neresine oturtuyorsunuz? Sayın Zahid Akman’ı, Kanal 7′yi birlikte kurduğunuz için mi koruyorsunuz? Bu bağlamda bir korumanın suçu paylaşmak anlamına geldiğini çevrenizdeki kişiler acaba size söylemediler mi? Bu davranışınızı hangi şeref ve haysiyet anlayışınıza oturtuyorsunuz?
Almanya’daki Deniz Feneri olayında olduğu gibi, Kanal 7′nin yurt dışı hesaplarını resmi defterlerine kaydetmediği devletin raporları ile saptanmasına karşın, bu raporları sümenaltı edip, savcılığa göndermeyen SPK Başkanı Turan Erol’u hangi şeref ve haysiyet anlayışı ile yerinde tutuyorsunuz? Şayet yolsuzluklarla mücadele programınız bu anlayış ile hazırlanmışsa, onun adı ‘yolsuzlukla mücadele’ değil, yolsuzluklara yataklık yapmadır. Almanya’daki dolandırıcılık olayının Türkiye baş aktörü Zekeriya Karaman’ın akrabanız olması, size böyle bir korumacılık yetkisi vermez, vermemelidir. Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı vergi kaçakçılarının, hayali ihracatçıların, karaparacıların hamisi olamaz. Türkiye Cumhuriyeti, karapara kuryecilerinin ve karaparanın cenneti olamaz.”

“BİAT BELGESİ”

Kemal Kılıçdaroğlu, basın toplantısında,Almanya’daki Deniz Feneri davasında ceza alan Mehmet Gürhan’ın, Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman’ı vekil tayin ettiğine ilişkin, 21 Mayıs 2007 tarihinde İstanbul 10. Noterliğince düzenlenen belgeyi de açıkladı.
Belgeyi “biat belgesi” olarak nitelendiren Kılıçdaroğlu, genel vekaletname” başlıklı belgede, “Türkiye hudutları dahilindeki ortağı olduğum şirketlerdeki hisselerimi devretmeye, Türkiye hudutları dahilindeki şirketlere ortak olmaya, hisse satın almaya, ortaklıkla ilgili haklarımı takip etmeye benim adıma evrakları imzalamaya, kamu kurum ve kuruluşları ile özel ve tüzel şirketlerdeki işlerimi takip etmeye T.C. vatandaşı Kadir oğlu 03.01.1952 doğumlu Zekeriya Karaman’ı vekil tayin ettim” cümlelerinin yer aldığını kaydetti.
CHP’li Kılıçdaroğlu, bu vekaletnamenin, “Mehmet Gürhan’ın aslında bir piyon olduğunu, tüm yetkilerin ve sorumluluğun Zekeriya Karaman’da bulunduğunu açıkça gösterdiğini” ileri sürdü.

“KENDİNİZİ ÇIKMAZ SOKAKTA BULURSUNUZ”

Kılıçdaroğlu, şu görüşleri dile getirdi:
“Sayın Başbakana önerim: Sayın Başbakan bu vekaletnameyi önünüze alınız ve vicdanınızın da sesini dinleyerek bir düşününüz. Tüyü bitmemiş yetimlerin hakkını kimler yiyor? Kimler İslamiyetin o güzel yardımlaşma duygularını özel çıkarları için kullanıyor ve siz Türkiye’deki asıl faillerin arkasında, onların destekçisi olarak görünüyorsunuz. Bunu gerçekten de içinize sindirebiliyor musunuz? Sayın Başbakan’ın etrafında saygın kişiler var. Lütfen onların uyarılarına kulak versin. Şayet Dengir Fırat’la yola çıkarsanız, kendinizi çıkmaz sokakta bulursunuz. Zaten ağzınızın bozukluğu da galiba buradan geliyor.”
Kemal Kılıçdaroğlu, Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat ile ilgili olarak da “Dengir Fırat’ın en büyük ortağı olduğu MENAS’ın ürünlerini yurt dışına götüren TIR’da 89 kilo eroin yakalandı mı, yakalanmadı mı? Fırat’ın en büyük ortağı olduğu MENAS şirketi hayali ihracat yaptı mı, yapmadı mı? Sayın Başbakanın imzasıyla Dengir Fırat’ın iftira attığını kanıtlarsam, Mehmet Mir Dengir Fırat’ı partideki görevinden alacak mısınız?” dedi.
Kılıçdaroğlu, bir soru üzerine, Başbakan Erdoğan’ın imzasıyla, Fırat’ın birisine iftira attığını kanıtlayacağını söyledi.
“Kime iftira attığını söylemeyecek misiniz?” sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, “sayın Başbakan sorsun öğrensin bakalım. Ben bunu kanıtlayacağım, o zaman Sayın Başbakan dönüp Mehmet Dengir Mir Fırat’a ne söyleyecektir, ben de merak ediyorum. Ben bir şey istiyorum, milletvekilliğinden ayrılması…” diye konuştu.

“DENGİR FIRAT’LA HESAPLAŞACAĞIZ”

Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin, Fırat’ın, hayali ihracat olayı ortaya çıktığı zaman “ben o şirketten ayrılmıştım” dediğini anımsatması üzerine, “Sayın Dengir Fırat’la hesaplaşacağız. Fırat’la bütün medyanın önünde herhalde bir araya geleceğiz. O zaman ben size Fırat’ın ve şirketinin gerçek yüzünü belgelerle göstereceğim. Öyle kafadan atmak, hakaret yok, kızmak da yok. Ben belgelerini göstereceğim, sayın Fırat da konuşacak” dedi.
“Bu bir çağrı mı?” sorusuna Kılıçdaroğlu, “kendisinin çağrısıydı, dün sayın Başbakan da çağrıya yanıt vermediğimizi söyledi. Sayın Fırat’la herhangi bir yerde tartışalım, basın mensupları da izlesinler” yanıtını verdi.
Kemal Kılıçdaroğlu, “CHP’nin Almanya’daki bir vakıftan 85 milyon avro yardım aldığına ilişkin iddialara” yönelik bir soruyu yanıtlarken, “Benim böyle bir hesabım ve param da yok. Ama açıklarlarsa sevinirim. Belki Almanya’da benim bir hesabım olduğunu da öğrenmiş olurum, paraya da ihtiyacım var” dedi.

 

Yazı kategorisi: Haber, Yolsuzluk | Etiketler: , , , , , , , | » yorum bırak;

İstifa kararı aldı!

Yazan: trsiyaset Eylül 21, 2008

Adı Deniz Feneri e. V davasına karışan RTÜK Başkanı Zahid Akman’ın yakın çevresiyle yaptığı istişarelerde, görevi bu koşullarda yerine getiremeyeceği gerekçesiyle istifa kararı aldığı öğrenildi

RTÜK Başkanı Zahid Akman

Ancak Akman, CHP’li üyelerin baskısıyla istifa etmiş görüntüsü vermemek için bir süre daha bekleyeceğini dile getirdiği bildirildi.ANKA’nın edindiği bilgiye göre, RTÜK Başkanı Zahid Akman görevinden bir süre sonra istifa edeceği öğrenildi. Akman’ın yakın çevresiyle yaptığı istişarede, “Üyelikten istifa edeceğim ancak CHP’li üyelerin baskısıyla olduğu izlenimi vermemek için bir süre daha bekleyeceğim” dediği öğrenildi. Akman’ın, istifa kararında adının Deniz Feneri e.V iddialarına karışmış olmasının yanı sıra önümüzdeki dönem TBMM’de görüşülecek olan RTÜK Yasası’nda hükümeti zora sokmak istememesinin de etkili olduğu belirtildi. Akman’ın yakın çevresine, “Bu tartışmalı ortamda RTÜK yasasını Meclis’ten geçirmek çok zor, hükümeti de sıkıntıya sokarız” dediği öğrenildi. Akman’ın istifa için bir zamanlama yapmayı planladığı, Deniz Feneri iddiasıyla başlayan tartışmalı ortamın soğumasını beklediğini söylediği öğrenildi.

-“İSTİFA ETMEK BAZEN MEYDAN OKUMAKTIR”-

Akman’ın istifasını isteyeceği ancak CHP’Li üyeler nedeniyle olmuş izlenimi vermemek amacıyla bir süre daha bekleyeceği iddialarına RTÜK’ün CHP’li üyesi Şaban Sevinç, “İstifa etmek suçu kabul etmek demek değildir. Bu anlama gelmeyebilir. Eğer suçlu değilseniz, ‘ben aklanacağım arkadaş’ diyerek yürekli bir şekilde istifa edebilirsiniz. İstifa etmek bazen meydan okumaktır” dedi. Sevinç, ANKA’ya yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Bu kadar ağır iddialar karşısında korkup koltuğa yapışmak ve RTÜK’ü bu şaibelerin gölgesinde çalışılamaz bir duruma sokmak bir marifet değildir. Böyle durumlarda kendisine güvenen cesur insanlar şerefli bir şekilde istifa eder. İstifa etmek suçu kabul etmek demek de değildir. Bu anlama gelmeyebilir. Eğer suçlu değilseniz, ‘ben aklanacağım arkadaş’ diyerek yürekli bir şekilde istifa edebilirsiniz. İstifa etmek bazen meydan okumaktır. Şahsen kişisel bir husumetim yok. Böyle bir husumetim var da ondan dolayı istifa etmesini istiyor değilim. Ortada RTÜK’ü derinden sarsan ağır iddialar var. Bu nedenle istifasını istiyoruz.”

 

Gazetevatan

Yazı kategorisi: Haber | Etiketler: , , , | » yorum bırak;

Tüm dünya farkında; ‘AK Gömlek’ lekelendi !

Yazan: trsiyaset Eylül 19, 2008

Ak gömleği lekelendi

Recep Tayyip Erdoğan

Bir kapatma davası daha olabilir

Yargı süreci Almanya’da olmasına rağmen Türkiye’de de büyük tartışma yaratan Deniz Feneri e.V. davasının sonucu, dünkü Alman gazetelerinde de yer aldı. Davanın başlangıcında pek ciddiye alınmayan skandal, mahkemenin sonuçlanmasıyla birlikte yazılı basında geniş yer buldu.
Gazetelerde öne çıkan başlıklar ve yorumlar da özetle şöyle oldu:

TAGESZEITUNG – TAZ: Deniz Feneri davası, Aydın Doğan’ın Erdoğan’a karşı bir puan alması ile son buldu. Artık paraların AKP’de parti işleri için kullanıldığı tartışılmaz. Rüşvet ve yolsuzlukla mücadele için seçilen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, ilk kez ak gömleğinde leke var.

BILD: Aşağılık vurgunculara hapis. Vatandaşlarını sosyal bir dernek yardımıyla 18 milyon euro dolandırdılar. Dava kapanmış değil. Frankfurt Savcılığı, Türkiye’de medya kuruluşlarının baş deneticisi olan (RTÜK Başkanı) Zahid Akman hakkında soruşturma yürütüyor.

DIE ZEIT: Devlet çamurda. Başbakan Erdoğan, seçime gitse oyların yüzde 50’sini alır. Soruşturma sonucunu beklemek yerine, suçlanan parti arkadaşlarına arka çıktı. Aydın Doğan’la arasındaki mücadele, Türkiye’de gündemi değiştirdi.

HANDELSBLATT: Türk derneği Deniz Feneri’ndeki bağış skandalında 5 yıldan 10′ya kadar hapis cezaları verildi. Aynı zamanda Türkiye’nin en büyük medya deneticisi hakkında da yeni iddialar ortaya atıldı. Frankfurt Savcılığı, bağış skandalı ile ilintili olan RTÜK Başkanı Zahid Akman’ın sanık olduğunu belirtti.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Haber, Yolsuzluk | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , | » yorum bırak;